Meme Kanseri

Meme kanseri, tüm dünyada kadınlardaki en yaygın kanserdir. 40-44 yaşları arasındaki kadınlar için tahmini yeni meme kanseri insidansı 63.3/100.000 dir. Meme kanseri insidansı yaşla birlikte artmakta ve en yüksek insidansın menopozdan sonra ortaya çıktığı görülmektedir.

2008 yılında tüm dünyada 458.503 kadın meme kanseri nedeniyle ölmüştür. Gelişmiş ülkelerde meme kanserinden kaynaklanan mortalite oranları 1990’lı yılların başından itibaren düşüş göstermiştir; ancak gelişmekte olan ülkelerde bu hastalıktan kaynaklanan mortalite artmaktadır.

TANI

Aile öyküsü bulunan hastalar genetik test için aday olabilmektedir. Meme kanseriyle bağlantılı en yaygın mutasyonlar, BRCA1 ve BRCA2 mutasyonlarıdır. Bu mutasyona sahip bireylerde meme kanseri gelişme olasılığı daha yüksektir.

Ele gelen kitle veya şüphe oluşturan bir bölge olması durumunda; bu kitlenin büyüklüğü, deri ve göğüs kaslarıyla olan ilişkisi kapsamlı bir şekilde muayene edilmedilir. Genellikle düzensiz sınırlı, ağrısız ve sert kitleler tümor lehinedir. Diğer belirti ve semptomları; memenin bir bölümünde şişlik, deri irritasyonu, olağandışı asimetri, meme ucunda ağrı ve retraksiyon, meme ucu ya da meme derisinde kızarıklık ya da pullanma veya akıntı olabilmektedir. Bazı olgularda meme kanserinin ilk belirtisi, genellikle aksiller lenf nodunda görülen adenopatidir.

Kemoterapi almasına kesin karar verilemeyen, östrojen/progesteron reseptörü pozitif tümörlü hormonoterapi almaya aday bazı hastalarda, bu kararı vermede yol gösterici olarak son yıllarda meme tümörü örneklerinde genetik bir test olan Oncotype-DX testi kullanılıyor. Oncotype-DX testi, kanserin yinelemesinde rol oynayan 21 genin tümörde varlığını araştırarak bir yineleme skoru saptayarak tekrar riskini belirleyen bir testtir.

GÖRÜNTÜLEME

Mamografi

Mamografide spesifik olarak malignite ile bağlantılı olabilecek mikrokalsifikasyonlar tespit edilebilir. Tarama testi olarak da kullanılır.

Şekil: Normal bir meme (solda) ve invazif tümör bulunan bir meme (sağda)

Ultrasonografi

Meme ultrasonografisi, mamografide saptanan spesifik bir anormalliği değerlendirmek için meme kanseri tanısında yaygın olarak kullanılmaktadır. Ultrasonografi, kistlerle solid kitleler, benign ve malign tümörler arasında ayrım yapılmasına yardımcı olabilmektedir.

– MRI, – BT, – PET
 

BİYOPSİ

Kesin tanı için biyopsi gereklidir.

İnce İğne Aspirasyon (FNA): FNA tekniği büyük olasılıkla benign kistleri tümörlerden ayırt etmek için kullanılmaktadır.

Kor Biyopsi: Kor biyopsi, doku yapısının mikroskop altında incelenebilmesi nedeniyle, meme kanseri tedavisinde seçilecek tedavi olarak hızla FNA’nın yerini almaktadır.

Cerrahi Biyopsi

HİSTOPATOLOJİ


Lenfatik/Vasküler İnvazyon

Kanser lenf noduna yayıldığında ve kanseröz düğümlerin sayısı arttıkça prognoz kötüleşmektedir. Lenf düğümü durumu çoğunlukla aşağıdaki yöntemler kullanılarak değerlendirilmektedir:

Hormon Reseptörü (ER/PR) Durumu

Normalden daha fazla intrasellüler östrojen reseptörü (ER) ve progesteron reseptörü (PR) mevcut olması durumunda, bu hormonların varlığında kanser daha hızlı büyüyebilmektedir. Test sonuçları, östrojen ve progesteronu bloke eden tedavinin kanserin büyümesini durdurup durduramadığını göstermektedir.

İnsan Epidermal Büyüme Faktörü Reseptörü-2 (HER2) Durumu

Hücre yüzeyinde normalden daha yüksek düzeylerde HER2 proteini mevcut olması durumunda, kanser daha hızlı büyüyebilmektedir ve vücudun diğer bölgelerine yayılma olasılığı daha yüksektir.

ER, PR ya da HER2 reseptörü ekspresyonunun bulunmadığı (ya da çok düşük düzeyde olduğu) meme kanserleri, üçlü negatif meme kanserleri olarak tanınmaktadır. Bu tümörler kötü bir prognozla bağlantılıdır.

EVRELEME

Meme kanseri evresini belirlemek için en yaygın olarak kullanılan sistem, TNM evreleme sistemidir. Evreler, bir prognoz göstergesi sağlamaktadır ve tedavi kararları için yol göstericidir.

İnvazif Olmayan Meme Kanseri (duktal ya da lobüler karsinom in situ), evre 0 hastalık olarak tanımlanmaktadır. Kanser hala kaynağını oluşturan kanallar ya da lobüllerle sınırlıdır ve metastaz yapmamıştır.

Erken Dönem Meme Kanseri, cerrahi yöntemle çıkarılabilen, lokal ya da lokorejyonel invazif kanseri (evre I, evre II ve bazı evre IIIA tümörler) ifade etmektedir.

Lokal İleri Hastalık, bitişik lenf düğümleri, deri ya da göğüs duvarı gibi komşu dokulara yayılmamış olan, cerrahi yöntemle çıkarılamayan, lokorejyonel invazif kanseri (evre IIIB, evre IIIC ve bazı evre IIIA tümörler) tanımlamaktadır.

Metastatik Meme Kanseri, yalnızca evre IV hastalığı ifade etmektedir. Kanser hücreleri, lenfatik sistem ya da kan dolaşımı aracılığıyla vücudun uzak bölgelerine yayılmıştır.

TEDAVİ

Hastanın tedavi kararına; tümörün evresi ve boyutları, grade ve metastaz potansiyeli, HER2 pozitifliği, hastanın fiziksel durumu (WHO, Karnofsky skalaları), hastanın yaşı, tercih ve psikolojik durumuna göre karar verilmektedir. Meme kanserinde tedavi seçenekleri:

Lokal

Cerrahi

Radyoterapi

Sistemik

Hormon tedavisi

Kemoterapi

Biyolojik tedavi

Destekleyici tedavi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir