KRONİK KALP DAMAR HASTALIĞI OLAN BİREYLERİN HASTALIK ALGISININ İNCELENMESİ

Amaç: Bu çalışma kronik kalp damar hastalığı olan bireylerin hastalık algılarının belirlenmesi amacı ile yapılmıştır.

Yöntem: Tanımlayıcı nitelikte olan bu çalışma, Aralık 2012-Nisan 2013 tarihleri arasında bir Üniversite Hastanesinde Kardiyoloji ve İç Hastalıkları klinik ve polikliniğinde takip edilen kronik kalp damar hastalığı (koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği, hipertansiyon, aritmiler, kapak hastalıkları)  olan bireyler ile yürütülmüştür. Veriler  “Hasta Bilgi Formu” ve “Hastalık algısı ölçeği (HAÖ)” ile toplanmıştır.

Bulgular: Araştırmaya toplam 110 hasta katılmıştır. Hastaların yaş ortalaması 54.97 ± 16.67 yıl ve %48.2 erkek, %51.8 kadındır. Hastaların %39.1’i hipertansiyon hastası ve %30.9’u 0 ile 3 yıl hastalık süresine sahiptir. Hastaların HAÖ’den aldıkları puanlara göre alt boyut puan ortalamaları; hastalık tipi alt boyutu 4.12±2.58, hastalık hakkındaki görüşleri süre (akut/kronik) alt boyut 23.17±5.64, sonuçlar alt boyutu 15.01±3.83, kişisel kontrol alt boyutu 22.25±4.03, tedavi kontrol alt boyutu 19.33±3.73, hastalığı anlayabilme alt boyutu 19.05±3.85, süre döngüsel alt boyutu 12.99±2.94, duygusal temsiller alt boyutu 19.96±5.90 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlara göre, hastaların kalp hastalığı tanısı aldıktan sonra yaşamlarında deneyimledikleri bazı genel hastalık belirtilerini kronik kalp hastalıkları ile ilişkilendirmediğini,  hastalıklarını kronik bir hastalık olarak algıladıklarını, hastalığının çok ciddi sonuçları olduğuna inandıklarını, hastalıklarını anlayabildiklerini, hastalıklarını kontrol edebileceğine ve hastalığının tedavi ile kontrol edilebileceğine ilişkin pozitif algısının ve hastalığa ilişkin endişelerinin olduğunu göstermektedir. Hastaların hastalık nedeni olarak ilk sırada risk etkenlerini ikinci olarak da psikolojik nedenleri algıladıkları görülmüştür.

Sonuç: Kronik hastalıkların yönetiminde son derece önemli bir konu olan hasta katılımının sağlanması için hastaların hastalık algılarının belirlenmesi ve bu sonuçların bakım sürecinde dikkate alınması gerektiği düşünülmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir